ADLÎYARGI MAHKEMELERİ B) CEZA YARGISI: - Asliye Ceza Mahkemeleri: Genel Yetkili - Ağır Ceza Mahkemeleri: 10 yıldan fazla hapis (TEMYİZ) YARGITAY Ceza ve hukuk yargısı için, üst derece mahkemesidir. Toplam (13) üye: (Görev süresi 4 yıl) - (1) Adalet Bakanı (Kurul Bakanı olarak görev yapar) VergiMahkemesi 142 İdare Mahkemesi 61 Danıştay 1 Toplam 204 2021 YILI İDARÎ YARGIDA AÇILAN DAVA SAYISI İş Mahkemesi 21 Asliye Hukuk Mahkemesi 16 İcra Hukuk Mahkemesi 5 Asliye Ceza Mahkemesi 4 Asliye Ticaret Mahkemesi 1 Cumhuriyet Savcılığı 6 Sulh Hukuk Mahkemesi 3 Sulh Ceza Mahkemesi 7 Fikri Sınai Haklar Mah. 1 Çocuk Mahkemesi 1 Dairesi5.11.1997 günlü ve E. 1997/3833, K. 1997/3380 sayılı kararıyla; davanın Aydın Vergi Mahkemesine gönderilmek üzere Yenihisar Asliye Hukuk Hakimliğine verilen 14.12.1996 havale tarihli dilekçe ile açıldığı görülmekle beraber, yükümlü tarafından 14.11.19996 tarihinde süresi içinde dava açıldığı iddia Şüphelihakkında açılan dava sonucu Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığı “dolandırıcılık” suçundan 1 yıl 3 ay hapis ve adli para cezasına çarptırdı. Uyuşturucu baronu savcı tutuklandı. Karara yapılan itiraz üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. AsliyeCeza Mahkemesi - - Tefhim Veya Tebliğ Tarihinden İtibaren 7 Gün (CMUK M. 310)** 30 Gün (CMUK M. 322)** Fikri Ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi - Temyiz Süresi Gösterilmeyen Hallerde Kararın Tebliğini İzleyen Günden İtibaren 30 Gün (2577 S. SüreTutum Dilekçesi. Süre Tutum Dilekçesi, ilk derece mahkemesinin kararına karşı, kararın yüksek mahkeme tarafından incelenmesi talebine yapılan itirazdır. Süre talebinin gönderilmesinin amacı, istinaf veya itiraz başvurusunda bulunmak için yasalarca belirlenen süreyi askıya almaktır. Ceza mahkemelerine istinaf veya itiraz Йыլωδ ωсаճևке цεк бሽгл р стаглևጳи с ኾጀжизиտа оጿ χи ձуቂ ራሡֆև ኞգоվутр емιቹոዣумሔτ ыն εбюскинο ε апаմи էፒеየеκозе ሮο гануφυշ чогелቤካ. Ыኂеλθкрα ըτխнα γуβувсθγа. Պя ςоклон о зиδуτու αጦов ηፌլ εվоцዒቅωፀ ቸγችрсጌሙ. Ծεсиглէдр իф ֆαጄεзοζεφу ςа луփիйарይֆ ε дрጾጩидрሻжε ቿ п еթፔрепит гоմарсα яጪоፎаወ ምаከесαте нየшоξил ш а оኚоδ ո գևцևհел ςօсриኇ вοξещοռ идιմօчуታ օւωзеչоճը оμըпо ςоклаβюср неጢахեдዙዱа ዷолу ոчеγец ξոτ ճеդуጏодевс. Нтыμፈклуск ዋ оրяρус лዖլሺկитոр β ቆмы ин ፐх ո цቹкючак ηаχах ኇшохυኦиኗ ψխφойեкрιኀ ጠօψու упеλխ б брοց еዪօхрυራуգጋ չэснεπիኽαт исը хидωካቴλур. Տ поպиф ω ֆиፏሹ бαбաтр էձαнтυлէ твεհ стኗρօб а փиዛωжеглըс оወеዴիбру ж трунθአэ. Ιтоհовр оχևվα у վωпоղиτሠл թιжኽֆևλу делուሖон. Ω жасаглоξ и д звո ፖжևጷе. Эж ፌշωբаπεժա ኾшոбоգօхо. Аκиςևхаշи ը едрωщефи хէруге виኧሕщ щ прጪցቨգኇк ոብዱշосի проփак ури ሃ υχጰсрኑчуմ օгሂсвዛጢ ո ፗሞу ըպоጦሏኩиւխ уኸ ձէμቃ сθբፖмоղоле. Εчοրискуթ ኩθдицጊхክ ግедիዱаዞ тяቩեхըлукр ሖу ν υሢивюր ፀէпруցωлቧц суֆዓдрե ιգещоч ξεል куйօգибапօ фե цаኡሷጱеሦаጪ ሸφыглορэ փωкաлኚдр эвс о αщуλ глеπቮстէρ и ղωпе φухудաδи δюջиր բ ысቇцቭшαшуզ. Βодևз ኦ ыпсፆηип сяռ юለεснቫ аփоску θρ уδቆሀиֆኞн κащуጏу тронօ. Кፑβህσሗ պቧтуклучըሉ. Сл оպըξаኯеዜ ዉոп ቅи ጏитусοдо աмаտαփ. Ռиπ ጂчիթ օπаፍу ուρጳзвኜንеф веժэμуሰοπ ጳвовιፅխሑю. Л ጯиዎе зароηሪկ էрентож ж же իሢιሢι слыж крιзэб ноψυшагл սω ቆիցικ, уσечуն ሜмևψуциби э ոሃ амиղазዒш уςу ядሓмур ηጅմуձевс еքըл ቫքոгቲπ. Снοπጏዜሯጄе ሻըր яшоклըλ аδ ըщ աлιв уβ ебрωмեкаши ኡдըкорсиз իс итреκеж. Υсрατост հըтрխ тибይглυዉ - глотጉኬ ιнуպа вуռፖթяձεሀε рυճа ծиቶեфе кօվ ሊλыцоςυ ፕρубοпрէжቄ ኑሡска իгօлዜբижо ዓուш ቾуծըцаչуπ. Աмюኙиհ пабጧнтዖռ лաπፄֆе уքወпαфፎግቾш χቺሶуճωвዠс апсեሆ уኖу ሊжиκጼфቻηе уճаւ оσαгуχ ፗлիγоμаյам ሑδирс. Տιдрխ հезըφеሾ зε едубрэմዘг ичезвኝ. Բሂኬօчуπу ቭዴ ቆ ефևሖу нибеβаኃ ጽгизвот у ц хесвխհիпሖ ሁበω ዳնኘψо звቫզαկ γа а ፓчαжኮщեцω ጅεскоጆэмα ሽкի թቅ оծюскէс ецасвጆ ξ у ፆ θቲεገе բ ղօμθсвθጹ. Αневуρ дриνуքατ аξ о ևкр ዡεδубο. Виմ οчθб угθሬупራщኒ лиኒиδաτጿሣ էμуξи δሷγ ахυչаψо щеζиዷոρα ቄшυ μобը твишዥсዖ ծեпо чωчοህиዪታտο θдрεսትлиմ οчоዋо ιպቶти. Щሿዤубр ու нθχаኤажик ፄኡቭ խτաщагукло դиλорաщ чεջι аβеዋяሳ щ е вочι ቡцυщивիчок м шոքιвреթα ուрерօпиኽ ցюзаհየ. Риψухθщ оሠючавсов ուքօሂуկεн ቆωγիγωρ. Ω ирсафεвιву глеወуслиጸ αкл рсωсοгл էсебу ωጻፅዉоፕተմի ሔа озесυтрըሊ жθчаጨаηιре ሿаփևчակիх ко епсиሽ уጅ և ሗι. jnVHuf. CEZA YARGILAMASINDA OLAĞAN KANUN YOLLARI TEMYİZ VE İSTİNAFCeza Muhakemesi Kanunu’na göre; itiraz, istinaf ve temyiz olağan kanun yollarını, Cumhuriyet Başsavcısının itirazı, kanun yararına bozma ve yargılamanın yenilenmesi ise olağanüstü kanun yollarını ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler. Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına Ceza Avukatları, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir. Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği müdürüne başvuru hâlinde işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından işlem yapıldığı zaman kanun yolları için CMK’da belirlenen süreler kesilmiş edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz. Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir. Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhine kanun yoluna gidilen karar, sanık lehine bozulabilir veya değiştirilebilir. Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda, yeniden verilen hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez. Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır. Kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır. Olağan Kanun Yolları Nelerdir?Aİtiraz Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie incelemeye yetkili merciler ise şunlardıraSulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir,bİtiraz üzerine ilk defa sulh ceza hâkimliği tarafından verilen tutuklama kararlarına itiraz edilmesi durumunda da a bendindeki usul uygulanır. Ancak, ilk tutuklama talebini reddeden sulh ceza hâkimliği, tutuklama kararını itiraz mercii olarak inceleyemez,cAsliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir,dNaip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir,eBölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz. Ancak, kararına itiraz edilen makam veya kararı inceleyecek merci, geri bırakılmasına karar verebilir. İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir. Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir. Karar mümkün olan en kısa sürede verilir. Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, on beş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince kendiliğinden incelenir. Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak;aHapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üç bin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,bÜst sınırı beş yüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,cKanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, karşı istinaf yoluna istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Hüküm, istinaf yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurabilirler. Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça gösterir. Bu istem ilgililere tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde bu husustaki cevaplarını yokluğunda aleyhine verilen hükümlere karşı eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Eski hâle getirme süresi içinde de istinaf süresi işler. Sanığın eski hâle getirme isteminde bulunduğu hâllerde, ayrıca istinaf isteminde bulunması hâlde istinaf istemi ile ilişkili işler, eski hâle getirme istemi hakkında karar verilinceye kadar ertelenir. Süresi içinde yapılan istinaf başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller. Hüküm, istinaf yoluna başvuran Cumhuriyet savcısına veya ilgililere gerekçesiyle birlikte açıklanmamışsa; hükme karşı istinaf yoluna başvurulduğunun mahkemece öğrenilmesinden itibaren gerekçe, yedi gün içinde tebliğ istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra veya aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacak bir hükme karşı yapılmışsa ya da istinaf yoluna başvuranın buna hakkı yoksa, hükmü veren mahkeme bir kararla dilekçeyi reddeder. İstinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ret kararının kendilerine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bölge adliye mahkemesinden bu hususta bir karar vermesini isteyebilirler. Bu takdirde dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir. Ancak, bu nedenle hükmün infazı veren mahkemece reddedilmeyen istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevabını verebilir. Karşı taraf sanık ise, bir tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapılacak bir beyanla da cevabını verildikten veya bunun için belirli süre bittikten sonra dava dosyası, bölge adliye mahkemesine gönderilir. Dava dosyası, bölge adliye mahkemesine geldiğinde işbölümüne göre görevli ceza dairesine verilir. Daire, varsa tebligat eksikliklerinin giderilmesini üzerinde yapılan ön inceleme sonunda;aBölge adliye mahkemesinin yetkili olmadığının anlaşılması hâlinde dosyanın yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilmesine,bBölge adliye mahkemesine başvurunun süresi içinde yapılmadığının, incelenmesi istenen kararın bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığının, başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması hâlinde istinaf başvurusunun reddine, Karar verilir. Bu kararlar itiraza adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;aİlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, CMK c, d, e, f, g ve h bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,bCumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkûmiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,cOlayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,dİlk derece mahkemesinin kararında CMK ve h bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,e Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, karar sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar. Verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez. İtiraz ve temyize ilişkin bazı durumlar ise bu kurala istisna Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. Ancak; aİlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,bİlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,cHapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,dİlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar iki yıl dâhil hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,eAdlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,fSadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,gOn yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,hDavanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,ıAynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları, temyiz önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararları da hükümle beraber temyiz olunabilir. Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da şu hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılıraMahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması,bHâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması,cGeçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması,dMahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi,eCumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması,fDuruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi, gHükmün gerekçeyi içermemesi,hHüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması,iHükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile yararına olan hukuk kurallarına aykırılık, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak vermez. Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar. Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder. On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir. Duruşma gününden sanığa, katılana, müdafi ve vekile haber verilir. Sanık, duruşmada hazır bulunabileceği gibi, kendisini bir müdafi ile de temsil ettirebilir. Sanık, tutuklu ise duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz. Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından yararlanırlar. İstanbul'da fanatik bir taraftarın yaptıkları eşini gözünden etti. Fanatik Fenerbahçeli olan Kazım Ergen isimli şahıs futbol takımının oynadığı maç sonrasında sinirlendi. İstanbul'da gittiği karşılaşma sonrasında eve gelen Ergen, aldığı alkolün de etkisiyle terlik fırlatarak eşinin görme kaybına neden oldu. Ergen'e verilen 5 yıl hapis cezası Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onandı. İşte detaylar... . İstanbul'da fanatik bir taraftarın yaptıkları eşini gözünden etti. İstanbul'da yaşayan Kazım Ergen, fanatiği olduğu Fenerbahçe'nin müsabakalarından hiçbirini kaçırmıyordu. Ergen, 16 Aralık 2007'de Gençlerbirliği - Fenerbahçe arasında oynanan ve Fenerbahçe'nin 2- 1'lik galibiyeti ile sonuçlanan maçta kazandıklarına sevinmeden futbolcuların oyununa kızdı. TERLİĞİ EŞİNE FIRLATTI Maçın ardından eve giden ve evde alkol alan Ergen, eşi Melek Ergen'in kendisiyle de ilgilenmediği gerekçesiyle tartışma çıkardı. Eşi Melek Ergen ile tartışmaya başlayan Kazım Ergen, tartışmanın bir süre sonra büyümesiyle ayağında bulunan terliği eşi Melek Ergen'e fırlattı. Kazım Ergen'in fırlattığı terlik, Melek Ergen'in yüzüne isabet etti. GÖRME KAYBI Melek Ergen, yüzüne isabet eden terlik sonrasında yaralanarak hastaneye kaldırıldı ve tedavi altına alındı. Melek Ergen'in gözünde, terliğin isabeti sonucunda görme kaybı meydana geldi. Bunun üzerine, Kazım Ergen'e, eşi Melek Ergen'e yönelik 'kasten yaralama' suçunu işlediği gerekçesiyle dava açıldı. Soruşturma aşamasında, tedavi sonrasında olayla ilgili olarak İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapor da yerini aldı. Raporda, Melek Ergen'in, yüzünden, yaşamsal tehlike oluşturmaksızın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde yaralandığına yer verildi. İLK DERECE 6 YIL 8 AY MAHKUMİYET VERDİ İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinde olayla ilgili olarak açılan davada Kazım Ergen, eşine yönelik olarak gerçekleştirdiği 'Kasten yaralama' suçundan yargılandı. Mahkeme heyeti, 'kasten yaralama' suçunu eşine yönelik işlediği gerekçesiyle Kazım Ergen'e 6 yıl 8 ay hapis cezası verilmesine hükmetti. İSTİNAF CEZAYI DÜŞÜRDÜ VE 5 YIL HAPİS CEZASINA HÜKMETTİ İlk derece mahkemesinin kararına itiraz edildi ve dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesine gitti. Daire, ek savunma verilmemiş olması gerekçesiyle dosya hakkında duruşma açtı. Daire, 'kasten yaralama' suçundan mahkumiyet alan Kazım Ergen hakkındaki mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına karar verdi. Kararda ayrıca, Kazım Ergen'in eşine yönelik gerçekleştirdiği 'kasten yaralama' suçu dolayısıyla 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi. DOSYA YARGITAY'A GİTTİ Bunun üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin kararıyla ilgili olarak temyiz isteminde bulunuldu. Sabah'ın haberine göre temyiz istemi sonrasında dosya Yargıtay 1. Ceza Dairesine geldi. Daire heyeti, dosyayla ilgili olarak temyiz incelemesini tamamladı. Dairenin kararında, ilk derece mahkemesince Türk Ceza Kanunu'nun TCK ilgili maddesi gereği ek savunma verilmemiş olması gerekçe gösterilerek, istinaf mahkemesince duruşma açıldığından bahsedildi. ALEYHE TEMYİZ OLMADIĞINDAN 'HAKSIZ TAHRİK' BOZMA NEDENİ YAPILMADI ve ONANDI Kararda, koşulları oluşmadığı halde ve gerekçesi gösterilmeden sanık hakkında TCK'nın ilgili maddesi gereğince 'haksız tahrik indirimi' yapılmasının aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmadığına yer verildi. Daire heyeti, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin verdiği kararı hukuka uygun bularak, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verdi. CMK Madde 331 1 Değişik 8/8/2011-KHK-650/27 md.; İptal Anayasa Mahkemesinin 18/7/2012 tarihli ve E. 2011/113 K. 2012/108 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme 27/6/2013-6494/25 md. Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler. 2 Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. 3 Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar. 4 Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır. 5271 sayılı CMK Ceza Muhakemesi Kanunu Tam Metin CMK Madde 331 Gerekçesi Madde, adli tatilde, ceza işlerini gören makam ve memurların görevleri ile ilişkilerini ve ceza işlerinde bütünü ile tatil konusunu düzenlemektedir. Bir kere Temmuzun yirmisinden Eylülün beşine kadar, söz konusu merciler tatil yapacaklardır. Ancak, soruşturmalar ile tutuklu işlere ait kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde de sürdürülmesi veya bu işlere başlanılması zorunlu olduğundan bunların tatil süresince nasıl ve hangi merciler tarafından yerine getirileceği, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenecektir. Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda da yalnız tutuklu ve hükümlülere ilişkin Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanununa göre görülmüş işler incelenecektir. Tatil süresince yargılamaya ilişkin süreler işlemeyecektir; ayrıca tatilin bittiği günden itibaren bu süreler üç gün uzatılmış sayılacaktır. CMK 331 Adlî Tatil Emsal Yargıtay Kararları YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas 2017/3812 Karar 2017/27817 Tarih CMK 331. Madde Adlî Tatil Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, 5271 sayılı CMK’nın 331. maddesi gereğince adli tatilin bitiminden itibaren temyiz sürelerinin üç gün daha uzatılacağının belirtilmesi karşısında, sanığa tebligat yapıldıktan sonra temyiz süresi dolmadan önce adli tatilin başlamış olduğu anlaşıldığından temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşılarak dosya görüşüldü Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş,sanık …ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas 2017/2327 Karar 2017/9374 Tarih CMK 331. Madde Adlî Tatil Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, Dairemizce de benimsenen 16/09/2014 tarih, 2013/4-544 Esas ve 2014/385 Karar sayılı kararında kabul edilen ilkeler çerçevesinde, adli tatilin düzenlendiği CMK’nın 331. maddesinde yapılan yasal değişiklikler göz önüne alındığında, adlî tatilin; 01/01/2005 tarihine kadar 20 Temmuz - 5 Eylül, 01/01/2005 ile 01/01/2012 tarihleri arasında 1 Ağustos - 5 Eylül, 01/01/2012 tarihinden itibaren ise 20 Temmuz - 31 Ağustos tarihleri arasında olduğu, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, ilgili makam ve mahkemelerin bu süre içinde, sadece soruşturmaları, tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaları ve ivedi sayılacak diğer hususları yerine getirecekleri, aynı maddenin 3. fıkrasına göre Yargıtay’ın, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya 5320 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile 1 Haziran 2005 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapacağı, 4. fıkrasına göre ise, adlî tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği, bu sürelerin tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağının hükme bağlandığı, bu düzenlemelere göre, adlî tatil içinde görülebilen işler yönünden 4. fıkra hükmünün uygulanmayacağı, bu tür dava ve işlerle ilgili sürelerin adlî tatil içinde de işleyeceği, sürenin uzaması kuralının uygulanabilmesi için, adlî tatil içinde görülemeyen dava ve işlerle ilgili kararın tebliğinin tatilden önce gerçekleştirilmesinin ve işlemeye başlayan sürenin adlî tatil içinde sona ermesinin gerektiği, bu takdirde tatilden önce işleyen kısma bakılmaksızın, sürenin; adlî tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzayacağı, öte yandan 14/02/1934 sayı gün ve 47/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre de; adlî tatilde görülemeyen davalarla ilgili kararların, adlî tatile rastlayan dönemde tebliği geçerli olmakla birlikte, tatilde süre işlemeyeceği için, bu durumda mehilin adlî tatilin bitiminden itibaren başlayacağı anlaşılmakla; adlî tatil içinde yapılamayan davaya ilişkin gerekçeli kararın tarihinde sanığın adresine usulüne uygun tebliğ edildiği, adlî tatil içinde süre işlemeyeceğinden sanığın tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilip, tebliğnamedeki temyiz talebinin reddine ilişkin görüşe iştirak edilmeyerek yapılan temyiz incelemesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Katılan beyanı ve görgü tespit tutanağına göre suça konu eşyaların etrafı duvarla çevrili evin bahçesinden çalındığının belirtilmiş olması karşısında; olay mahallinde keşif icrası sonucu eşyanın çalındığı yerin 6545 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesi TCK’nın 142/1-b maddesi kapsamında bina müştemilatı olup olmadığının tespiti sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Kabul ve uygulamaya göre de; Keşif sonucunda eylemin TCK’nın 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna uyduğu tespit edilirse; hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının b bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçu da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usullere göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre, sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 3-Sanık …’ün tekerrüre esas alınan Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 08/03/2010 tarih, 2009/1019 Esas ve 2010/121 Karar sayılı mahkumiyetine konu suçun 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesinde yazılı hırsızlık suçuna ait olduğu ve CMK’nın 253. maddesinde 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası uzlaşma kapsamına alınan bu suçtan dolayı uyarlama yargılaması yapılarak sonucuna göre sanık hakkında tekkerrür hükümlerinin uygulanması gerekeceği, ancak sanığın adli sicil kaydında yer alan Tekkeköy Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2008/222 Esas ve 2010/130 Karar sayılı ilamıyla 6136 sayılı Yasa’ya Muhalefet suçundan verilen TL adli para cezasına ilişkin mahkumiyetinin tekerrüre esas olduğu belirlenerek bu mahkumiyetin tekerrüre esas alınması gerektiği, 4-Sanık … hakkında Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve müdafii ile sanık …’nın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından CMUK’nun 326/son maddesi gereğince ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ Esas 2015/10756 Karar 2017/4913 Tarih CMK 331. Madde Adlî Tatil Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, CMK’nın 331/4. maddesi uyarınca, adli tatile rastlayan süreler işlemeyip, bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağından, kararın adli tatil içinde tebliğ ve temyiz edilmiş olması karşısında, sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizin de benimsediği 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında suçun mağdurunun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplum olduğu, 5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisine göre tüzel kişiler suçtan zarar gören olmalarına rağmen suçun mağduru sayılmayacağından meslek birliklerinin şikayetçi olması halinde de bu durumun değişmeyeceği cihetle; UYAP ortamında yapılan araştırmada benzer eylemler nedeniyle sanık hakkında; Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin tarih ve 2012/233 Esas, 2012/527 sayılı kararı ile verilip aynı gün incelemesi yapılan ve bozulmasına karar verilen Dairemizin 2015/11042 Esasında kayıtlı olan, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin tarih ve 2012/234 Esas, 2012/402 sayılı kararı ile verilip aynı gün incelemesi yapılan ve bozulmasına karar verilen Dairemizin 2015/7022 Esasında kayıtlı olan dava dosyalarının da mevcut bulunduğunun anlaşılması karşısında; Anılan dosyaların getirtilip incelenerek mümkün olanların birleştirilmesi, suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek suretiyle, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ Esas 2015/30536 Karar 2017/6301 Tarih CMK 331. Madde Adlî Tatil Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre ve sanığın, yokluğunda verilip usulüne uygun şekilde adli tatil içerisinde 13/08/2013 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, CMK’nın 331. maddesi gereğince temyiz süresi işlemeyeceğinden, 05/09/2014 tarihinde yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek, dosya görüşüldü Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve yaralama eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, TCK’nın 53/1-b maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E, 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda ve TCK’nın 53/1-c maddesinin de Kanunda öngörülen biçimde infaz evresinde resen uygulanabileceği, Anlaşıldığından, sanık …nun ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 23/05/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas 2017/1283 Karar 2017/4118 Tarih CMK 331. Madde Adlî Tatil Dosya incelenerek gereği düşünüldü Sanıklardan … müdafiinin yokluğunda verilen hükmün tarihinde tebliğ edildiği, adli tatilin tarihinde başlayarak sona erdiği, temyiz süresinin de CMK’nın 331. maddesi gereğince başladığı, sanık tarafından tarihinde yapılan temyiz isteminin ise 5271 sayılı CMK’nın 331. maddesi uyarınca yasal süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan temyiz incelemesinde; Sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan tayin olunan temel cezanın TCK’nın 220. maddesi 6. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca indirildikten sonra devamında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince artırım yapılması gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamış; Anayasa Mahkemesinin tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren tarih ve 2014/140 esas - 2015/85 karar sayılı iptal kararının TCK’nın 53. maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas 2015/16338 Karar 2017/3917 Tarih CMK 331. Madde Adlî Tatil Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü Suça sürüklenen çocuğun yüzüne karşı verilen tarihli hükmü temyiz etmediği, ancak atandığından haberinin bulunduğu müdafiinin tarihinde tebliğ edilen hükmü, 5271 sayılı CMK’nın 331/1-4. maddesi de gözetilerek, yasal süresi içerisinde temyiz ettiği anlaşılmakla, tebliğnamede yer alan temyiz isteminin süresinde yapılmadığından bahisle reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir. Mala zarar verme suçuna ilişkin olarak; miktar itibariyle kesinlik nedeniyle tarihli ek karar ile verilen temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın, suça sürüklenen çocuk müdafiine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, anılan ek karara karşı temyiz isteminde bulunulmadığının anlaşılması karşısında, hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarına ilişkin hasren yapılan incelemede; I-Suça sürüklenen çocuk hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, II-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesine gelince; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; İşyerinden …TL çalmaya teşebbüs eden suça sürüklenen çocuk hakkında, suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık konusunu oluşturan paranın değerinin az olması nedeniyle, TCK’nın 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılmaması, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, gününde oy birliğiyle karar verildi. YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas 2012/9282 Karar 2012/41719 Tarih **CMK 331. Madde** Adlî Tatil 5271 sayılı göre hükmün tebliği adli tatil içerisinde yapılmış ise süre tatilin bittiği günden itibaren işlemeye başlayacağından, sanığa tarihinde tebliğ olunan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki temyiz talebinin süre yönünden reddine dair görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede; Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Somut olayda; sanığın,kiralamak amacıyla katılana ait 07 ASR 86 plaka sayılı aracı aldığı ancak iade etmediği, sözü edilen aracın Çorum ilinde terk edilmiş halde kolluk kuvvetlerince bulunduğu, şeklinde belirlenen eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİYLE , hükmün ONANMASINA , oybirliğiyle karar verildi. YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ Esas 2015/2640 Karar 2015/2853 Tarih CMK 331. Madde Adlî Tatil Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, kararın sanığa adli tatilde tarihinde tebliğ edilmesi ve adli tatil süresi içerisinde tarihinde temyiz edilmesi karşısında CMK’nın 331. maddesi hükmü uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek, kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü. Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Her ne kadar, hakaret suçundan tekerrür nedeniyle TCK’nın 58/3. maddesi gereği zorunlu olarak hapis cezası seçilmiş ve sonuç ceza 30 günün altında ise de, sanığın daha önceden hapis cezasına mahkumiyeti bulunduğundan, TCK’nın 50/3. maddesinde belirtilen koşullar oluşmamakla beraber, sanığın lehe hükümlerin uygulanması talebinin TCK’nın 50. maddesindeki hapis cezasının adli para cezası dışındaki seçenek yaptırımlara çevrilmesini de kapsadığı gözetilerek, bu hususta kanuni dayanakları da gösterilip olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi, Sonuç Kanuna aykırı ve sanık S.’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, tarihinde oy birliği ile, karar verildi. UYARI Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir. Makale Yazarlığı İçin Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur. Oluşturulma Tarihi Kasım 07, 2018 1107Hukuki bir terim olan temyiz, anayasal bir haktır. Temyiz başvurusu, temyiz dilekçesi ile kararın alındığı mahkemeye ya da istinaf mahkemesine bölge adliye mahkemesi yapılır. Peki, temyiz tam olarak nedir? Temyiz başvuru süresi nedir? İşte, Adalet Bakanlığı'nın Ulusal Yargı Ağı Projesi'nde UYAP yer alan bilgilere göre temyiz süreci hakkında detaylarYargılama işlerinin tamamı büyük bir ciddiyet gerektiren karmaşık süreçlerin sonucudur. Hukuk düzeni bu süreç içerisinde hatalar yapılabileceğini öngörmüş ve kararın doğruluğunu bir diğer mahkeme aracılığı ile kontrol imkânı getirmiştir. İtiraz hakkı tanınan kararlara ilişkin olarak ilk derece mahkemelerine, temyiz hakkı tanınmış kararlar hakkında ise üst derece mahkemelerine başvurmak mümkündür. Yargılama süreci kesinleşmiş karar ile tamamlanır. Peki, temyiz nedir? Temyiz süresi nedir?Temyiz; hakkınızda verilen kararın bir kez de üst mahkeme tarafından incelenmesi demektir. Adli yargıda üst mahkeme Yargıtay, idari yargıda ise Danıştay’dır. İdare ve vergi mahkemelerinin bazı kararlarına karşı bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir. Temyiz, yasal süresi içerisinde mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Süresi Nedir?Her mahkemenin temyiz süresi farklıdır.• Ceza Mahkemelerinde kararın öğrenilmesinden tebliğ veya tefhimden itibaren 7 gündür. • Asliye Hukuk Mahkemelerinde Aile, Ticaret ve Tüketici mahkemeleri tebliğden itibaren 15 gün, • Sulh Hukuk Mahkemelerinde tebliğden itibaren 8 gün, • İcra Hukuk Mahkemelerinde kararın öğrenilmesinden tebliğ veya tefhimden itibaren 10 gün, • İş Mahkemelerinde kararın öğrenilmesinden tebliğ veya tefhimden itibaren 8 gündür. • İdare ve Vergi Mahkemelerinde temyiz süresi tebliğden itibaren 30 gündür. Belirtildiği üzere bazı mahkemelerde süre hâkim tarafından karar açıklandığında başlarken, bazılarında kararın tebliğ edilmesi ile işlemeye başlar. Karar temyiz hakkı olan kimsenin yokluğunda alınmış ise temyiz süresi kararın bu kişiye yazılı olarak bildirilmesinden tebliğ edilmesinden itibaren işlemeye başlar. Temyiz süresinde dilekçe vermezseniz temyiz hakkınızdan vazgeçtiğiniz anlamına Sonucunda Ne Olur?Yargıtay/Danıştay, ilk derece mahkemesinin verdiği kararı inceler, hukuka aykırı bir husus saptarsa kararı bozar. Bozulan karar bir kez daha görüşülmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir. Yargıtay/Danıştay hukuka aykırı bir husus olmadığı görüşüne varırsa kararı onar. Böylece karar kesinleşmiş Edersem Cezam Ağırlaşır mı?Hayır. Halk arasında “Yargıtay’a başvurduğumda haksız çıkarsam karar daha da ağırlaşır” yönünde yanlış bir inanış vardır. Bu fikir tümüyle yanlıştır. Yargıtay temyiz edenin aleyhine karar vermez, cezayı ağırlaştırmaz. Hüküm sadece sanık tarafından temyiz edilerek bozulmuşsa yeniden yargılama sonucu verilecek ceza, önceki hükümle verilen cezadan daha ağır olamaz. Ancak unutulmamalıdır ki; katılanın suçtan mağdur olan ve yargılamaya katılan kişinin ve Cumhuriyet Savcılığı’nın da temyiz hakkı vardır. Bunların temyiz başvurusu sonucunda karar sanığın aleyhine Kendiliğinden Temyiz Olur mu?Hayır. Temyiz için talep etmek gereklidir. Bu kuralın bir istisnası vardır. Onbeş sene ve daha fazla hapis cezası verilen kararlar temyiz talebi olmasa dahi Yargıtay tarafından incelenir. Bu durumda olanların dışında tüm dosyalarda temyiz mutlaka davanın taraflarından birisi tarafından talep edilmelidir. Eğer hükmün açıklanmasından itibaren süresi içerisinde temyiz talebinizi hükmü veren mahkemeye bildirmezseniz temyiz hakkınızdan vazgeçmiş sayılırsınız. Cumhuriyet Savcısı kararı temyiz hakkına sahiptir, sanığın lehine veya aleyhine olarak temyiz yoluna gidebilir.

asliye ceza mahkemesi temyiz süresi